11 Mayıs 2012 Cuma

Benim Umudum Var....

"benim bir hikayem var sonunu yazmadığım 
benim bir sevgilim var henüz tanışmadığım 
benim umudum var benim umudum 
benim umudum var benim umudum 

sen hiç 'hiç' oldun mu birden duruldun mu? 
bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi? 
altında ağ olmadan yerden yükseldin mi? 
tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen? "






Benim de umudum var hayallerimi gerçekleştirebilmek için. Bir insanı yetiştirebilmek için mazeret üretmeyi bırakacağım. Yaşım kaç olmuş, evliyim ve bir çocuğum var diyerek hayallerimi rüyalarıma gömmeyeceğim. Rabbim'in izni ve yardımı ile bu yolda başarılı olmak nasip olsun inşaAllah... 





Pencereme Konmuştu!

Ne çok sever ve söylerdim çocukken bu şarkıyı. Bugünlerde de kızıma söylüyorum. Havaların ısınması ile kuş seslerini daha çok duyar olduk. Güvercin, karga ve kırlangıç yaşadığımız sitedeki çoğu dairenin balkonunda. Geçen yıl kargalar kombi dolabına yuva yapınca ne de çok korkmuştum. Şimdi ise bu korkuma bir anlam veremiyorum. Hatta aklıma geldikçe utanıyorum kendimden=( Şehirleşen, modernleşen insanoğlunun artık hayvanlara pek tahammülü yok sanırım. Acı ama maalesef gerçek bu! Başınızı kaldırıp bakarsanız etrafınıza ne demek istediğimi daha iyi anlarsınz. Çevremdeki bir çok balkonda ne yazık ki kuşlardan korunmak(!) için asılan cd ler, korkuluk niyetine kullanılan bebekler, poşetler görmemek mümkün değil. Neydi bize bunları yaptıran. Allah'ın bize verdiği sayısız nimeti sorgusuz sualsiz tüketirken doğada yaşayan diğer canlıların da aç olabileceğini düşünmekten bizi alıkoyan ne?  Kurumuş, bayat ekmeğimizi mi paylaşamayacak kadar mı yabancılaştık, duyarsızlaştık doğaya,kendimize, özümüze...




Bugünlerde balkonun kenarına kuşların yiyebilecekleri türden baklagillerden koyuyoruz ve kızımla keyifle izliyoruz onları. Rüzgarlı günlerde kuşlar gelip yiyene kadar yere düşüyorlar o yüzden asılabilen yemlikler için araştırma yapmam gerek.Evde ana kız yapabileceğimiz bir şey olursa hele tadından yenmez...


Ne de güzel söylemiş Necip Fazıl "Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir."(ben bu hikayeyi Hayırda Yarışanlar isimli kitapta okudum. Bir çırpıda okunan infak hikayelerini içeren bu kitap bize bir çok şey hatırlatıyor) unutmamak ve hayata geçirmek dileği ile...



Son olarak;
“Eğer siz Allah’a gereği gibi güvenseydiniz, (Allah), kuşları doyurduğu gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuşlar sabahları kursakları boş olarak çıktıkları halde akşam dolu kursaklarla dönerler.”

* Tirmizî, İbni Mâce
Hadis



13 Mart 2012 Salı

Yeniden Burdayız

Çok uzun zaman oldu yine yazmayalı! Aylar geçmiş üzerinden… Yeniden sahalardayız, hem de bir çok konu ile.

Önce bizde ne var ne yok biraz ondan bahsedeyim:

Evde bir terrible two var. Hem de ağlarken kendini yerden yere atan bir terrible two bu! Anlayacağınız şu anda başımız ufak çapta dertte. İletişim konusunda son zamanlarda pek de yol alabildiğimizi söylemem imkansız. Yaşadığımız sıkıntıya bakalım Dr.Karp çare olabilecek mi!?! Bu günlerde kitabını okuyorum ve “yumurçak’ça”yı hayatımıza adapte etmeye çalışıyorum ama pek işe yaramıyor, en azından şimdilik diye umut ediyorum, zamanla işe yarayacak değil mi?!  Kriz anlarında ne mümkün “fast food” kuralı! Bakalım işler biraz daha iyiye giderse buradan da paylaşırım.

Bizim minik kaşif ile her geçen gün yeni şeyler keşfediyoruz. Ben onun gözlerinden bakıyorum (bakmaya çalışıyorum) her karşılaştığımız nesneye, canlıya, olaya… O kadar çok mucize var ki yeryüzünde ve biz insanoğlu o kadar da kanıksamışız ki bu muhteşem sistemi.
Bakıp da görmeyen gözlerim, duyup da işitmeyen kulaklarım şimdi kızımla yeniden görüp, duymaya başladı! Kısaca bu hayatta her an her şey, herkes birer öğretici oluyor bize! İşte kızım da bana şimdiden bir çok şeyi öğretmeye başladı bile!

Madem söz geldi öğretmeye, Montessori hakkında da biraz bahsedelim. Elimizden geldiğince, anladığımız kadarı ile günlük yaşamımıza uyarlıyoruz.Evimizde dur, yapma, dokunma, yasak, tehlikeli gibi ünlem içeren, uyarıcı sözcükler yok. Her şeye dokunup, elleyip keşfedebilir. Zaten onun için tehlike arz eden herhangi bir şey de yok ortalık da! Bu konuda da umarım yazarım.  Şimdi sözü daha fazla uzatmayayım ki tadı damağımda kalsın ve arayı fazla açmayayım…

Okurken çok keyif aldığım annevebebisi’nin bloğunda rastladığım bir yazıyı okumanızı şiddetle tavsiye ederim…

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Minik Kaşif Büyüyor...

Ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı. Ne çok şey oldu aslında!  
Özlemişim; yazarken klavyeden çıkan o ahenkli sesi, tabii bi de yazmayı... Bu kadar özleyebileceğim aklıma gelmezdi ama özlemişim hem de çok... (okuyan da kalemimi kuvvetli sanacak, pehh nerdeeeee)

Kısa kısa haberler:

Elif Alya 29 Mayıs'tan beri emekliyor. Hatta bu aralar emeklemede master yapıyor! Hızına hız katıyor. Önceden koltuklarda sıralayıp gitmek çok hoşuna gidiyordu ama şimdi hiç vakit kaybetmeden poposunu bi o yana bi bu yana hızlı bi şekilde sallaya sallaya gitmeyi tercih ediyor=) Her hali görülmeye değer ama emeklerken, pıttırı pıttırı ilerlerken o kadar sevimli oluyor ki işte bu görüntü paha piçilemez!

Bugün de bir ilk olarak kanepeye tırmandı! Ardından evde ne işe yaradığını bilmediğim tamamen gereksiz bir eşya olan orta sehpaya tırmandı! Para verseler şimdi almayacağım bir eşya! Burdan duyrulur evini yenileyenler, evlenen yeni çiftler ne olur gereksiz eşya almaktan kaçının! Vitrinmiş, sehpaymış çok gereksiz, boşuna eşyaya hizmet etmeyin der konuya dönerim=) Anlaşıldığı üzere popomu yere koymam zordu artık imkansız hale geldi!

Minik kaşif demek de hiç de haksız değilim. O kadar meraklı ki artık uyumak yerine evin dört bir yanını gezmeyi, karıştırmayı tercih ediyor. Mesela bugün odasındaki çekmecelere parmaklarını sıkıştırdı. İçinde ne var ne yok görecek hanımefendi! Eh çektiği çekmeceyi bi yandan da düşmemek için kendine destek olarak kullanınca parmaklarını sıkıştırmamak mucize olurdu! Çekmeceden de o çorapları alıp "atti" diye gülerek atması, off izlerken bile çok zevkli kim bilir minik kaşif için ne anlamlar ifade ediyordur! Anlayacağınız her odada bir aksiyon olunca gündüz uykularını ikiden bire düşürdük. Yoksa iki kere uyursa kim keşfe çıkacak evde, parkta!

Oy bir de bir çenebaz ki sormayın gitsin=) "Baba, anne, anni, memme, meme, dedde, dede, atti(at ya da attım demek), aaadi(hadi)" şimdilik bunlar anlamlıları bir de anlamsız olan ama yan yana gelince bazen çok anlamlı olan söylevleri var=) kime çekmiş bilmem...

Çok şükür sağlığımız, sıhhatimiz, keyfimiz yerinde ailecek. Ah nasıl unuturum dişlerimiz uzun bi duraklama döneminden yani 2-3 ay gibi bir süreden sonra mantar gibi üremeye başladı. 8 dişi var artık Elif Alya'nın. Bunlardan 2'si gayet kocaman olup, 3.cüsü de yarı kocaman 4.cüsü ise küçük diğerleri de yeni patlamış olarak dört üsste, dört altta sekiz dişimiz var=) Diş çıkarma dönemmizde pek sıkıntı olmadı ateş, huysuzluk gibi ama şu korkulu azılarda bakalım başımıza neler gelecek? Diş perisine bi güzellik yapsak da bize torpil mi geçse=)

Sevgiyle...


21 Mayıs 2011 Cumartesi

Adım Adım

Adım Adım, ilk Nurturia sayesinde haberdar oldum. Abone olan, dergileri inceleyen annelerden beğenenler de vardı, beğenmeyenler de. Eşimle, kızımızın gelişimi ile ilgili neler yapabiliriz diye evde kendi kendimize dört dönerken, bize bir yol göstermesini ümit ederek abone olduk. İlk sayımız geldi. Biz ailece beğendik=) Elif Alya'nın dikkat süresi şu an için çok kısa. Zaten burdaki aktiviteler, oyunlar da hemen hemen hepimizin yaptığı şeyler. Yine de neyi nasıl yapacağımız konusunda bana güzel fikirler verdi. Önümüzdeki aylarda daha objektif bir değerlendirme yapabiliriz. Umarım hayal kırıklığı yaşamayız...

Bu ayın konusu; 

Eşyalarımı keşfediyorum.

Yakında haftalık olarak yazacağım "Haftanın Aktivitesi" bölümünde evde oynadığımız oyunları yazacağım. Montessori Eğitim Metodu hakkında bilgi edinmeye çalışıyorum hamileliğimden bu yana. Seminerlerine katılmayı çok istememe rağmen bir türlü gidemedim=( Okuduğum bloglardan, mail grubundan edindiğim bilgilere göre aktivitelerimizi oluşturuyoruz.
Daha fazla bilgi için; Montessori Eğitim Bloğu'nu takip edebilir, Montessori Mail Grubu'na üye olabilirsiniz.

Meraklı Minik

Bizim evde de var meraklı bir minik, küçük bir kaşif.  Eh madem öle Meraklı Minik almadan olmaz ki!

Evet biliyorum daha çooook erken ama dergi o kadar güzel ki, bu sayılarını kaçırmak istemiyorum. İlerisi için şimdiden almaya başladım. Şimdilik D&R'dan alıyorum, hatta Migros'da bile gördüm. Fiyatı çok uygun. 3.5 TL! Gün içerisinde nelere vermiyoruz ki ayda bu kadar güzel bi dergiye vermeyelim. Nisan ve Mayıs sayısı kızımın kitaplığında yerini aldı. Şimdi Haziran sayısını dört gözle bekliyorum. Alır almaz okuyorum, içimdeki meraklı çocuğu durduramıyorum!

Siz de minik kaşifinizi bu güzel dergiden mahrum etmeyin=)

19 Mayıs 2011 Perşembe

Bugünlerde...

Bugünlerde;

Koltuğa tutanarak yürüyor, oturmaktan artık hiç hoşlanmıyor. Ellerinden tutarak evi bir baştan bir başa geziyoruz. Yürümeyi bıraktığımız an basıyor çığlığı!

Yerde sürünerek ilerliyor, olduğu yerde dönüyor hatta dizlerinin üzerinde de duruyor ama o kadar! Emeklemiyor...

Alkış yapıyor, ama bir eli ile diğer elinin üstüne vuruyor=) Bu da Elif Alya farkı, biz böyle gayet mutluyuz...

Öpüyor! Aslında bildiğin yalıyor=)

Dışarda gezmeye bayılıyor. Çarşı, pazar, park neresi olursa olsun açık hava yeterli bizim için.

Ekmek kemirmeye bayılıyor. Elinden alırsan vah haline, çok sinirleniyor.

Yoğurt favorimiz. Ev yapımı olucak, ama=)

Artık yemek yerken önüne koyduğum parçaları elleri ile ağzına götürebiliyor.

Su içmeye bayılıyor!

Dergi, kitap, kağıt, peçete, selülöz türevlerini parçalamaya ve parçaladığı parçaları kaşla göz arasında ağzına atmaktan acaip zevk alıyor. 

Oyuncaklarından en çok aktivite masası, küpler, marakaslar ve tefi ile oynamayı seviyor. Haa bi de oyuncaklarının, kıyafetlerin etiketi ile de yakından ilgiliyiz. Bu konuda Playskool ve LCW'ye teşekkürü bir borç biliriz. Ama mutfakta eline geçen her şey tüm oyuncaklarından daha zevkli, kaşık, süzgeç, fırça... 

Bu gün ilk kez "baba" dedi. Daha önce "de de dede" diyen kızım "baba" ile de anlamlı hecelerine birini daha ekledi( bakalım ne zaman bilinçli kelimelerini söyleyecek?)

Şimdilik bu kadar, devamı gelecek=)