1 Kasım 2013 Cuma

Ta ta ta taaammm:İşte Karşınızda Çalışan Anne:)

Başlıktan da anlaşılacağı üzere artık çalışan bir anneyim:) Evet bundan bir önceki yani aylar aylar öncesinde yazmış olduğum yazıda nasıl da sitemler etmişim. Yana yakıla nasıl da iş aradığımı anlatmıştım. Gel zaman git zaman bu güne kadar bu anne kendisin yeni bir iş buldu. ve çalışmaya başlayalı da taam tamına 3 yazıyla üç ay oldu:)
Annelik zor  ama çalışan anne olmak daha da zor. Çalışırken değil de hafta sonları evde çok ama çok yorulduğumu hiç bir baskı altında kalmadan itiraf ediyorum. Ve evet ben pazartesileri işe resmen açık ve net olarak, daha ne kadar aynı anlama gelen kelime varsa hepsini sıralayarak, pazartesi işe dinlenmeye gidiyorum:S Güler misin ağlar mısın yoksa hadi canım sen de der misin bilmem ama hafta sonu kaça bölünüyorum inanın ben bile bilmiyorum:)
Ama ne olursa olsun çalışmalı insan. Üretmeli, bir şeyler yapmalı, öylesine yaşamamalı, yelkovan akrebi kovalarken akıp gidenin hayatı olduğunu bilmeli, farketmeli...
yaşasın yeniden dönen tekerlikli sandalyeler, topuklu(!) ayakkabılar:)

Ama ama ama ama istediğim tek şey var o da azıcık yalnız kalmak...

Okuyunuz:
Blogcu Anne'nin: Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!




*Görselde Blogcu Anne' nin yukarıda paylaştığım yazısındaki görsellerden biridir.


12 Şubat 2013 Salı

Bir Annenin CV'si

Diyorum ki; hani iş başvurusunda bulunurken gelmişimizi, geçmişimizi yazıyoruz ya bi kağıt parçasına adına da CV diyoruz ya, ben oraya, projeler kısmına şöyle yazsam:
*Tek başına bir çocuğa 2.5 yıl baktı. 
*Sallanmadan da uyunabileceğini öğretti.
*Yemeğini kendisinin yiyebileceğine teşvik ederek onun tüm döküp saçmalarına göz yumarak, bi aç bi tok ama kendine olan güveni ve inancı ile zorunlu yaşam becerilerini geliştirmesine olanak sağladı.
*2 yıl anne sütü alabilmesi için elinden geleni yaptı. gecede 9999 kere oflanarak kalmış da bunu çocuğuna hissettirmedi.
*2 yaş sendromundaki tüm inatlara, krizlere rağmen ona bir gün bile vurmadı.
*Ceza ve ödülsüz, iç denetimi olan bir birey yetiştirmek adına wcde yatakta mutfakta kitap okudu, okumaya devam ediyor.
*2 yaşın tüm inatlarına rağmen tuvalet alışkanlığını kazandırdı.
*Zaman yönetimi kavramına yeni bir ses getirerek gece 12'den sonra 

uyumayarak,uykusundan çalarak bi kahve içip yabancı diziler izleyerek de olsa kendine azıcık da olsa aman ayırdı. 
*Evladının çokça televizyon izlememesi için her güne bir aktivite bulacağım derken araştırmacı kişiliğini ortaya çıkardı.
*Yeter ki yesin diyerek, denemediği tarif kalmayan bu kişi, sağlıklı beslenme adına mesai harcayarak kendini her geçen gün geliştiriyor.

Şimdi söyle bana ey özelll sektör; yaptığımız şu iş görüşmelerinde her şey iyi güzel güllük gülistanlık iken neden bir çocuğum olduğunu öğrenince zorunlu(!)engeller çıkarıyorsun karşıma.
Bunların hepsini yapabilmeyi bana çocuğum öğretti,anneliğim öğretti! Bir kadın hele ki anne ise işte o ne yapıp ne edip elinden gelenin en iyisini yapar. Unutma ki bir anne çocuğunu büyütürken bir toplumu da büyütür...

26 Ocak 2013 Cumartesi

Evdeki Kum Havuzu

Kum havuzu dediğime bakmayın olsa olsa kum kabı, leğeni olabilir ancak. Keşke bir havuzu doldurabilsek:) Ama o havuzun içinde çocuğumu kaybedebilirim. Kum havuzu parkların olsun bize küçük kaplardaki de yeter:)
Fotoğraf makinam bozuk yaklaşık 2 aydır. Fotoğrafını çekemediğim aktivitelerimizin sayısı artıyor. Telefonla çekmeyi de unutuyorum nedense. Fotoğraflayabildiğim kum havuzu blog aleminin nam-ı diğer moon sand'i oyun hamuru ile sizi baş başa bırakıyorum... 


Daha sonra hızını alamayan kaşif; plaj kovasını ve onun saz arkadaşlarını da olaya dahil etti:) kale yapmaya niyetlense de az miktardaki kum ile yapamayacağını deneme yanılma yöntemi ile anlamış oldu.
Gelelim moon sand, oyun hamuru ya da bizim sanal kuma. Ben tabii ki yine Tarçınlı Kurabiye'den görerek yaptım. İlk yaptığımız zaman neredeyse her gün oynuyordu. Son zamanlarda haftada 2-3 gün oynuyor ama daha uzun vakit geçiriyor. Özlüyor olsa gerek, yoksa bizim kaşif nerdeeeee bir saate yakın bir şeylerle ilgilenecek:)


Moon sand, yapay kum tarifi:
*5 fincan normal un
*1 fincan bebe yağı (ben zeytin yağı kullandım)


Her çocuk bundan keyif alır. Eh bizim kaşif gibi olayı abartır kum yağdırmaya kalkarsa dağılıyor ortalığa normal olarak.Buna da birazcık gözlerinizi kapatın ki ne siz ne de çocuğunuz gerilsin.

6 Ocak 2013 Pazar

Bugünlerde bizim evin halleri...

Bugünlerde, evde bıcır bıcır konuşan bezsiz bir "2 yaş" bebesi var. Son  iki aydır konuşmasını epey geliştirdi. Altını özellikle çizmek istedim; neler neler getirdi bu "2 yaş" bize. Hayatın merkezine koydu kendisini bizim kaşif. Her şey onun etrafında dönecek, gel derse gelinecek git derse gidilecek. Hele bir kere hayır dedi mi konu kapanmıştır. Hoş daha evet dediğini annesi olarak ben halaaaaaaaaaa dahaaaaaaaaaa duyamadım! Orası da ayrı bir mevzu.

Anne: -Kızım ellerini yıkayacak mısın?
Elif Alya : - Hayıııırrrr.
Anne: Kızım sen sakın ellerini yıkama tamam mı!
Elif Alya:- Hayırrrrrr, Alya yıkııııcaaaa(meali:yıkayacak)


ya da;

Anne:- Kızım çi.şin bitti mi?
Elif Alya:-Hayır.
Anne:- Kızım daha çi.şin var mı?
Elif Alya:- Hayır, bittiiiii.



Buyur burdan yak:) Tamam literatüre girmiş terrible two diye, biz de seve seve kabul ettik ama bazen de eyvahhh ergenliğinde ne yapacaz diye de kaygılanmaya başladık ana baba olarak:)

Her şey onun. Onunkiler de onun, bizimkiler de onun. Her şeyi de o yapar.


Gündüz uykularını bi bırakıyoruz bi bırakmıyoruz. Ne yapıyoruz ben de bilmiyorum. Sabah 9'dan önce uyanmışsa öğlen uyuyor. Ama geç kalktı ise öğlen uyumuyor gece uykusuna erken yatıyor.

Konuşmaya başlaması ile her şey daha da güzelleşti.

-Çok sevdiii ben anne(meali: Anne seni çok seviyorum).İşte bunu duyduğuman tüm kızgınlığım yorgunluğum bitiyor.

Ana kız haftanın beş günü spora gidiyoruz. Spor yapmak için giden benim ama bizimki benden daha istekli, azimli:) Benden daha güzel yapıyor hocanın gösterdiği hareketleri.


Oyun grubuna başlayacak yakın bir zamanda. Eylül ayında bir ay gitmiş olduğu oyun grubuna devam edecek. Daha yeni bezi bıraktığı için ne zaman başlayacağına karar veremedik.Bakalım kaşifin performansına göre şekillenecek.

Hala kakaolu süt içiyor, sade süt ne zaman içecek bizim kız:S

1 yaşına kadar televizyon nedir bilmeyen kızım televizyon kolik oldu iyi mi:( Ben nerde hata yaptımmm:S Ara ara televizyonu kaldırıyorum, ya da komple fişini çekiyorum. Birkaç gün izlemediği oluyor ama bazen de ipler kaçırıyor. Mesela son iki haftadır spora da gittiğimiz için televizyon izleyemiyor:)  Bazen müziiik,diye tutturuyor o zaman da youtube'dan açıyorum ingilizce çocuk şarkılarını.

Ama daha dün Buz Devri izledi. O izlerken ben de elektirikli süpürge ile süpürge yapıyordum ki:


Elif Alya: -Anneeeeeeeeeeee, sesss yapmaaaaaaaaaaa! Git buyyydan,yolumdan çekilll!

dedi. Pes artık. Yarından itibaren yine televizyonsuz yaşama geri dönüş yapmaya hane halkı olarak karar vermiş bulunuyorum. Bakmayın hane halkı dediğime, bu kararıveren de uygulayan da benim. Eşimmmm televizyona düşman olacak; yok artık ben bunu ancak rüyamda görürüm; bilakis televizyonsuzluğa düşmandır kendisi:)

Kısacası bizim evde hayat bazen gök gürültülü, bazen bulutlu hatta yer yer karla karışık yağmurlu olsa da muhakkak günün bir bölümü oldukça güneşli...




*Fotoğraf için bir tık.




3 Ocak 2013 Perşembe

Güle Güle Bezler, Merhaba Tuvalet

Tarihe yaldızlı harflerle yazılacak bir haber daha var gündemimizde. Yaklaşık bir aydır, 10 Aralık, bez kullanmıyor küçük kaşifimiz. Geçen yaz bir defa denemiş ve başaramayacağımızı düşünerek başladığımız gibi bitirmiştik.Ne ben ne de kızım hazır değiliz biz diye şarkılar söylemiştik.
Kreşe başlamayı planlarken ceyran etti olay. Şöyle ki: 3 sabah üst üste çi.şim geldi dedi ve bezi çıkarıp klozete oturmayı istedi.Bu anı sabırsızlıkla bekliyordum, gözlerim yaşarmadı desem yalan olur:) Keza tuvalete girer girmez kendini kasıyordu. Klozete oturtmaya çalışmak resmen çin işkencesinin keşfedilmemiş bir şekliydi. Ne olduysa oldu işte! Ham meyve de dalından düşmez ya sanırım o misal, bizim kız da demek ki; şimdi, tam da o gün artık hazırmış. Gün içinde öğleye kadar bezsiz gezdikten sonra ani bi kararla evdeki tüm bezleri kaldırdım ve "bez bitti, artık sen de benim gibi baban gibi, onun gibi, şunun gibi tuvalete yapabilirsin, büyüdün sen" diyerek başladım. Her yaptığın da da "güle güle" dedik, hatta işi abartan kızım "anne,cici kaa.ka, öpüüümm(meali: öpeyim)" bile dedi. Annesinin, babasının, arkadaşlarının yanına uğurladık bizim kızın kaa.kasını. Öle çok abartılı oleyyyler, sevinç nidaları yükselmedi tuvaletimizin semalarında. Sadece tebrik ettim elini sıktım. Şimdi de bi işi başarsa "tebrik" deyip gelip elimi sıkıyor hınzır.
Öle böyle derken 20 günü geride bıraktık. Gece de gündüz de bezsiz bir bebek ya da çocuk artık. Bazen altına kaçırdı, bazen saatlerce tuttu. Ama bunu başardı. Bize de bunu kayıt altına almak kaldı. Bir de bana okumadan, araştırmadan da sadece ama sadece çocuğu  dinlemek gerektiğini hatırlattı.

23 Aralık 2012 Pazar

Evimizdeki Çiftlik

Kasım ayında sensory tub(duyusal havuz)da konumuz çiftlik olunca daha neler yapabilirim diye düşündüm durdum. Kendimce bir şeyler yapmaya karar verdim.
Evdeki sehpanın altını çiftlik olarak düzenledim. Kenarlarına çitler yapıştırarak çiftliğimizin sınırlarını belirledim. Zemin olarak evdeki servis altlarımı kullandım.Ahır yaptım ama boyayamadım nedense. Bulutlarımız ve güneşimiz keçeden. İçlerini de elyaflarla doldurarak sehpanın altına bant ile yapıştırdım.Küçük Kaşif sadece bir gün oynadı.Çiftliği dağıtıp, bulutlar ve güneş ile daha sonraki günlerde de oyunlar oynadı.




 Fotoğraf makinamız bozulunca fotoğraflarımız da kısıtlı oldu. Çiftliğe yeğenimin de emeği geçti, sabahlara kadar bana çizimler yapıp, çiftçimize can verdi:) Teşekkür ederiz yine kendisine!

22 Aralık 2012 Cumartesi

Bir Başucu Kitabı: Pırtık Tekir

Yeni kitaplarımız hafta içinde geldi. Ama içlerinde bir kitap var ki hem benim hem de kızımın favorisi oldu iki günde! İşte karşınızda çalgıcı kedisi Pırtık Tekir:)
Kitap sünger kapaklı, sayfaları kalın, hikayesi güzel, dili akıcı ya o resimler onlar da çok güzel! Küçük kaşiflerin hepsine okunmalı bu kitap, resimlerine bakarak konuşturulmalı, anlattırılmalı gördükleri.
Bir Dolap Kitap da anlatmış Pırtık Tekir'i.



Keşke daha önce alsaymışım dediğim bir kitap.İlk defa bir kitabı baştan sona bana okuttu kızım. Genelde " hayıııır; ben, beeeen okuuu "(meali: hayır ben okuyacağım) diyen kızım ilk kez " anne, anneeee, okuuuuuu dütfen" dedi:) Bunun hatrına bile; ben bu kitabı başucu kitabı yaparım! Yaparım demi? Yaptım gitti bile:)